GEZİ: Bozcaada

Bozcaadayı çok seviyoruz ve her sene gelip evlilik yıldönümümüzü burada kutluyoruz. Belki bu sebeptendir ki ada bizim için çok özel. Aslında sadece bizim için özel olmamalı ki, ciddi bir adaya müptela grup var. Zaten adaya bir kere gidenin de bağlanmaması elde değil :)

Adanın her köşesinde bir şairin sözüne ya da duvarlara çizilmiş yağlı boya resme rastlıyorsunuz. Bu da adayı özgün hale getiriyor. İçinde gezerken edebiyata bir kez daha hayran kalıyorsunuz. En azından ben öyle hissediyorum :) 







Adanın en sevdiğim özelliklerinin başında poşet kullanılmaması geliyor. Onun yerine kese kağıdı ya da bez torba kullanılıyor. Çevreye karşı çok saygılı bir tutum değil de nedir :) 

Ada aynı zamanda duyarlı :) Meydanda su ve mama otomatı bulunuyor. Sadece biten pet şişelerinizi buraya atmanız yeterli. Gene meydanda kermes kuruluyor. Amaç sokak hayvanlarının kış aylarındaki bakımına destek sağlamak. Satılan ürünler eski, ikinci el tarzda. Bakın mutlaka bu güzel amaç uğruna gözünüze bir şey takılacaktır. Ben bu sene de boş geçmedim :)

Adayı size kısaca tanıtabildiğimi düşünüyor ve nereleri gezebilir, nelerin tadına bakabilir ve neler yapabilirsiniz onlardan bahsetmeye geçiyorum.

Denizin kenarında bulunan kale gezilebilir. Giriş ücreti uygun. İçinde dışından çok farklı bir şey yok aslında. Ama olsun denize bir de yukarıdan (kaleden) bakmış olursunuz :)

Bozcadanın sokakları, evleri meşhur. Bu sokaklar adım adım gezilebilir. Çok da keyifli olur. Ada buram buram sanat kokuyor. Her duvarda ayrı sanat; resim, şairlerin sözleri, muhteşem mimari. Bol bol fotoğraf çekmeyi sakın unutmayın.

Bozcada'da gün batımını izlemeden dönmemelisiniz. Akşamüstü falezlerin üstünde herkesin kamp sandalyelerini, pizzasını, şarabını alarak geldiği ve gün batımını hep birlikte izlediği çok hoş bir ortam oluşuyor. Güneş tam karşınızda denize batıyor. Benim bulunmayı çok sevdiğim bir yer. Daha nice evlilik yıl dönümlerimizi burada geçirmek dileğiyle..








Takı ve hediyelik eşya satılan stantlar meydanda bulunuyor. Bu stantlar, gezmek için gittiğim şehirde mutlaka görmek istediğim şeylerin başındadır. Çok severim. Burada da çok güzel şeyler var mutlaka bakın. Ayrıca ada sokaklarında çok hoş dükkanlar bulunuyor. Fiyatlar biraz pahalı ama gerçekten çok hoş dükkanlar.

Kitap fuarı meydanda hep duruyor. İçeride çalan müzikler çok hoş. Kitaplar çok hoş, bol bol, çeşit çeşit. Gezmesi de keyifli. Hele bir de sevdiğiniz yazarın imza gününe denk gelirseniz tadından yenmez. Canan Tan ile tam da burada tanışmış, kitaplarımı imzalatmıştım.  

Adanın her koyunda denize girmelisiniz. Zira hepsi birbirinden güzel. Eskiden çok tercih edilmeyen, daha bakir koylar vardı. Şimdi maalesef hepsi keşfedilmiş hatta hizmet olarak da seyyar kabin ve wc konmuş. Fakat bu söylediklerin bana yetmez Gizem deniz için şezlong olsun, acıkınca bir şeyler atıştırayım, duş vs. olsun diyorsanız tercihiniz Ayazma Plajı olmalı. Bozcaada'ya sırf deniz için bile gidilir. Muhteşem güzellikteki deniz bu kadar soğuk olmamalıydı dedirtiyor insana o ayrı :) Ayazma dışında adada o kadar çok denize girebileceğiniz eskiden keşfedilmemiş şimdilerde ise yavaş yavaş dolmaya başlamış koy var ki. Biz genelde bu koyları tercih ederken bu sene Asyacık ile Ayazmayı tercih ettik. Kısacası Bozcaada'nın denizi kalp Gizem :)

Adanın kekiği, üzümü, şarabı,reçelleri, gün batımı, mimarisi meşhur. Aklıma ilk gelen liste bu tabi :)

Bozcaada'nın şaraplarının satıldığı bir çok satış mağazası bulunuyor ve buralardan tadım yaparak satın alabiliyorsunuz. Gene ada reçelleri ile ünlü. Ceviz, kozalak, domates, karpuz kabuğu gibi gibi aklınıza gelmeyecek birçok şey burada karşınıza reçel olarak çıkabilir :) Kekiği hem meydandaki doğal ürün satan tezgahlardan alıyorum, hem de kendim toplayıp kurutuyorum. Sanki ikincisi daha bir kıymetli oluyor benim için. Topla, kurut, ufala..
Çiçek pastahanesinde oturun çayınızı yudumlayın, önünden geçerken dondurmasından alın yürüye yürüye adayı turlayın. Dondurmaları lezzetli ve uygun, 5 top 15 lira. Lavanta ve yaban inciri benim favorim. Adadan ayrılırken de meşhur ada kurabiyelerinden paketletmeyi unutmayın. Küçük küçük ufaladıkları kurabiyelerden tadarak alışverişinizi yapabilirsiniz. Benim favorim Tenedos Kurabiyesi :)



Akşam yemeği için adanın sokakları şıkır şıkır. Buralarda deniz ürünleri tüketiliyor. Alkollü, müzikli, ışıklı, cıvıl cıvıl sokaklar. Önemli olan gündüzden rezervasyonunu yaptırmayı unutmamanız. Buradaki eğlenceye alternatif olarak kalenin solunda barların olduğu ufak bir sokak var. Buradaki mekanlar denize sıfır. Çok hoş. Fakat restaurantların olduğu canlı sokaklar kadar rağbet görmüyor. Takip ederseniz eğer tam da adanın ruhuna yakışır sanatçılar işte bu sokakta bulunan Salhane barda konser veriyor. Bizim adada olduğumuz hafta Ceylan Ertem geldi. Biz Asyacık ile giremedik ve kalenin yanında deniz kenarındaki banklarda oturup sesini dinledik. Gördük ki bu şekilde bir çok insan konseri dinlemeye gelmiş :) Çok doğru mudur, tartışılır...



Yemek için bir başka alternatif sulu yemek olabilir belki. Güveç lokantasının yeri hoş fakat yemek olarak bizde sınıfta kaldı.İskeleye yakın daha çok sulu yemekler ve aperatif yiyecekler mevcut. Burası uygun fiyatlı. Şükrü usta zeytinyağlı yemekleri lezzetli fakat diğerleri kadar uygun fiyatlı değil. Ela Pizza& Bistro gene müzikleri ve pizzaları güzel bir mekan. Biz pizzalarımızı burada hazırlatıp başbaşa Akvaryum koyunda yemeği tercih ettik bu gidişimizde. Çok da hoş oldu. Bir akşamınızı da bu şekilde değerlendirebilirsiniz :) Pizzalarını alarak gün batımını izlemeye gelenler de çok oluyor. Benden söylemesi :)




Onun dışında gelincik şerbeti var adanın ve Ada Cafe'de içilir. Kendisini ben çok sevmedim fakat Sercan benimkini de bitirecek kadar çok sevdi. Deneyebilirsiniz. İki adet 15 lira. Bir başka sevdiğim mekan boboz. Çok güzel çeşit çeşit sandiviç alabileceğiniz ya da gün batımına çıkarken şarabın yanına peynir tabağı hazırlatabileceğiniz bir dükkandır kendisi. 
Ali baba cafe ve restaurantta 57 kök bitkiden yapılan lalen kahveyi içmelisiniz. Yanında kendi yaptıkları çilek likörü ve su ile servis ediliyor. Sade kahve ama yumuşacık çok lezzetli. Bizim ada favorilerimizden kendisi. Tadına mutlaka bakmalısınız. Kahveyi içtikten sonra kafenin hemen karşısında bulunan müze gezilebilir. Müzenin sahibi Rum bir aile sonradan Avustuyralya'ya göç ediyor. Görkemli bina yıkıla yıkıla bugünkü hali kadar kalmış.Giriş ücreti 10 lira. Müze dolu dolu iki katlı beklentiyi fazlası ile karşılıyor. İçinde yok yok. Fotoğraflar, rum ve türk vatandaşların armağan ettiği eşyalar, birçok mesleğe (marangozluk, demircilik, eczacılık, ayakkabıcılık, berber, dişçi,...)  ait kullanılan eşyalar... Müzede bizi en çok etkileyen kısım eski oyuncakların, otobüslerde içecek ikram edilen kağıt bardakların ve bakkalda sergilenen ürünlerin olduğu bölüm. Bir de ben papazın törende gelin ve damada taktığı taçları çoook beğendim. Onlar için o kadar kutsalmış ki yatak odalarının baş köşesinde saklarlarmış. Ne kadar romantik değil mi :) Özetle çok nostaljik, çok güzel, beğendiğim ender müzelerden biri oldu.




Daha sayfalarca yazarım aslında. Ama siz okur musunuz hepsini bilemedim :) Çok seviyorum, çok güzel Bozcada son sözüm.

Hoşçakalın. 
Dostça kalın.






Yorumlar