GEZİ:Doğa Harikası Dalyan-Ünlü İztuzu Plajı- Nesli Tükenmek Üzere Olan Caretta Caretta

Dalyan; Muğla ilinin Ortaca ilçesine bağlı kendine has doğası olan ve daha çok doğa severleri kendine çeken şirin mi şirin bir belde. Akdeniz ile Ege'nin birleştiği noktada can bulmuş, Köyceğiz Gölü ile Akdeniz’i kıvrım kıvrım dolanarak bağlayan kanalın üzerinde konumlanmış bir doğa harikası diyebilirim. Kanalın sonunda ise bizi Caretta Caretta kaplumbağalarıyla ünlü İztuzu plajı karşılıyoooooor. Evet çok hızlı oldu bu özet farkındayım ve hazırsanız ballandıra ballandıra anlatmaya başlıyorum :)

Kanalın üzerinde bulunuyor dediğimde buranın tamamen suyla özdeşmiş olduğunu anlamışsınızdır :) Yaşam adeta teknelerin üzerinde akıyor. Yakın zamana kadar düğünler konvoy halinde giden tekneler üzerinde yapılırmış. Kesinlikle böyle bir düğüne katılmak isterdim. Gözleri kalp kalp bakan emoji yapıyorum şuan :) Hatta ‘imamın kayığı’ diye duyduğumuz deyim de bizzat buradan çıkmış efendim. (Dalyan’da gerçekten imamın kayığı varmış. Çünkü mezarlık karşı kıyıdaymış.) Yani teknelerle iç içe yaşanan, teknelerin dolmuş muamelesi gördüğü bol sulu bir yer hayal edin.


Burası turistik açıdan yakınında bulunan bölgelere göre daha az gelişmiş. Ben itiraf edeyim ki bu haline bayıldım. Eskiden geçimini balıkçılık ile sağlar iken günümüzde turizm öne geçmiş. Bu sebepten konaklama seçenekleri bol bol ve her bütçeye hitap edecek cinsten. Dalyan 1998'de Özel Çevre Koruma Beldesi ilan edilerek koruma altına alınmış. Burada öyle kocaman kocaman oteller yok yani. Üç- dört tane üç yıldız seviyesinde otel var, o kadar. İyi ki de öyle olmuş. En popüler konaklama çeşidi kanal boyunca sıralanmış minik pansiyonlar. Bu pansiyonların önünde kendi platformları var isterseniz kanalda da yüzebiliyorsunuz. Tabi her an yanınızda belirebilecek Nil Kaplumbağalarını da bir düşünün derim :) ( Benim asla tercih etmeyeceğim bir durum ama yüzenleri de yadırgamadım tabii ki :) ) Aynı zamanda da konumları karşıdaki anıt mezarlara bakıyor. Gece ışıklandırılmış hali güzel bir manzara sunuyor. Dalyan’da balık tutabilir, kendinizi evinizde gibi hissedebilir ucuz ve ekonomik tatilin tadını çıkarabilirsiniz.


Hem konum güzel, hem tekneler dolu dolu ee hal böyle olunca çok fazla tur seçeneğiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Dilerseniz tatilinizin odak noktası burası yapıp günlük gezilerle Dalyan’ın çevresini de keşfedebilirsiniz. Gördüğüm turlardan birazcık bahsedecek olursam; Ekincik Koyu turu ile tüplü dalış yapabilirsiniz. Sultaniye Kaplıca ve Köyceğiz Gölü tekne turu ile gölde yüzebilir, Köyceğiz pazarından doğal ürünler alıp sadece tekne ile ulaşım olan Sultaniye kaplıca’sına girebilirsiniz. Jeep safari turunu yeşile doymak için tercih edilebilirsiniz. Bu turun içinde köy turu, minik şelale, yuvarlak çay, akköprü rafting alanı, İztuzu ve Dalyan'ı kuşbakışı izleyebilme imkanı da var üstelik. Dalaman Çayı’nda rafting turu 2 farklı parkuru ile hayatınızda hiç rafting yapmadıysanız dahi burada deneyebileceğiniz türden. Biri profesyonel raftingciler için, diğeri ise çocuğunuzla bile katılabileceğiniz kolay parkur olmak üzere. Göcek 12 adalar tekne turuna katılıp pırıl pırıl koylarda -şnorkellerinizi de unutmadan tabii ki- yüzebilirsiniz. Buradan hatta abartıp Fethiye Ölüdeniz’e, Kayaköy’e hatta Tlos ve Saklıkent Kanyonu’na bile tur düzenlemişler. Siz yeter ki buraya gelin diyorlar yani :) Zaten buraya gelip birkaç gün kalıp da mutluluğu huzuru bulamayan ben sanmıyorum ki vardır. Kısacası direnmeyin arkadaşlar: gelin, aşık olacaksınız :) Buraya çok fazla vakit ayıramadıysanız eğer mutlaka sabah 10’da hareket eden günübirlik tura katılın. Size çok güzel bu cenneti özetleyecektir.

Bizimde katıldığımız günlük tur buraya ilk defa gelenler için tavsiyedir. İlk olarak gerçekten abartmıyorum tekne yoğunluğunu görünce anlayacaksınız aynı kooperatife ait teknelere biniyoruz ve yaklaşık 5 dakika sonra iniyoruz :) Burada hep bir ağızdan söylenmeler falan ‘Daha yeni bindik, ayy buraya iki dakika da yürürdük’ tarzında :) Çamur banyosu buraya kadar gelip de gerçekleştirmeden dönmemeniz gerekenler listemizin başında. Çünkü buradaki çamur banyosunun bizleri 10 yıl gençleştireceğine inanılıyor. Biz sayı olarak ona yakın esanslı çamur banyosuna girdik sanırım :) Hepsi ayrı ayrı şifa dağıtıyor, hepsinden faydalanalım istedik. Burada herkes canlanmış taş heykeller gibi takılıyor. Fotoğrafçılar sürekli hazırda. Elleriniz çamurluyken başkasına fotoğraf çektirmek gerçekten iyi fikir (Daha sonra tanesini 10 TL’ye alabiliyorsunuz üstelik). Tam yararlanabilmek için üzerinizde çamurun iyice kurumasını beklemeniz gerekiyor bu da yaklaşık 45 dakikayı buluyor. O yüzden bol bulup kalın kalın sürmeyin ki bekleme süreniz daha da uzamasın :) Kurudukça derimiz gerginleşiyor, gözenekler temizleniyor, duştan sonra da pamuk pamuk! Bitmedi :) Burası kaplıca yönünden çok şanslı. Bu suların, başta metabolizma, sinir, romatizma, siyatik, kadın ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde deva olduğuna inanılıyor. Sultaniye Kaplıcası Türkiye’nin en yüksek radyoaktivitesi olan kaplıcasıdır bu arada benden söylemesi (98.3)

Dalyan, deniz kenarında değil, ama hem denizi, hem de gölleri mevcut. Nehrin bir ucu Köyceğiz gölüne bir ucu da iztuzu plajına açılıyor. Kanal boyunca çok hoş bir gezintiye çıktık. Bir yandan oyulmuş kaya mezarlarına bakıp bir yandan sazlıkların arasından süzüle süzüle önce Köyceğiz Gölü’ne gittik. Köyceğiz Gölü eskiden Akdeniz’in koylarından biri olduğuna inanabillir misiniz? Bu bölgede şaşılacak daha neler, neler olmuş. Neyse konumdan kopmadan devam edeyim :) Burada tekneler mola veriyor ve yüzmek isteyenler göle giriyor. Ben prensip olarak dibini göremediğim suda asla yüzmem :p Oysa ki Aşk çoktan atladı bile göle. Burada onun deneyimlerini aktarıyorum size. Tatlı su olduğundan ötürü çok yorulduğunu ve akıntı olduğunu söyledi. Yüzme konusunda iyi değilseniz aman dikkat! Neyse beni daha fazla üzmeden çıktı da derin bir nefes aldım.

 

                                                   
                                                        Gölde yüzen insanlar :)

Şimdi denize gidelim. Kanalın denize açıldığı noktadaki muhteşem İztuzu plajı’na yani :) Burası uzun, büyük ve korumalı bir plaj. Buraya gelirken kanalın sonunda bir tahta kapı açıldı ve tekne içinden geçti. O an neden böyle bir şey olduğunu anlamamıştım. Daha sonra öğrendim ki; ana kanalı takip ederek, balıkların denize kaçmasını önlüyormuş bu kapı. Tekneler geçerken açılan kapıyı geçtikten sonra tam bir labirentin içindeyiz :)  Dalyan aslında denize çok yakın ama kanallar dolanarak gittiği için plaja ulaşmak 30- 40 dakikayı alıyor. Su kuşlarını ve çevreyi izleye izleye hatta teknede buraya özgü olan Mavi Yengeç’i yiyerek İztuzu’na ulaşıyoruz. Geldiğimiz yer tatlı su, karşımızda tuzlu su; Akdeniz! :) Burada karar vermeniz gerek; tatlı su da mı yüzmek istersiniz, tuzlu suda mı? :)

Mavi Yengeç (Kıskaçlara dikkat, mavi:)

                                    Evet tabakta çok hoş göründüğü söylenemez :)

Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi olduğu için plajda hiç bir yapı yok. Tahtadan kafeterya, soyunma kabinleri, sağlık kabini, acil durumlar için sürat teknesi ve şezlonglar mevcut o kadar. Onun dışında hiçbir yapılaşma yok. Deniz tam benlik :) Sığ, hemen derinleşmiyor. Hep öyle mi gerçi bilmiyorum ama ben gayet dalgalı halini gördüm. Dalgalarla bıkmadan, usanmadan oynadım, oynadım, oynadım. Dibindeki kuma doyum olmaz. Harika bir deniz! Ben ne kadar bayıldıysam Sercan da o kadar söylendi. ‘ Ne zaman derinleşecek’ diye :) Yalnız sahilin orta bölgesinde güneşlenmiyoruz, yasak! Çünkü Caretta Caretta’ların üreme alanı. Caretta Carettaların yumurtalarını bırakmaları için sahilde denize bakan yönü açık çelik kafesler var. Gözlem ve koruma istasyonlarındaki görevliler ile korunan güzel bir plaj burası. Saat 20:00 ile 08:00 arasında plaja girmek, ışık yakmak yasak. Sebebi ise Caretta Caretta'ların 1 Mayıs-1 Ekim arasında İztuzu plajında yumurtalarını bırakması. Yavrular ay ışığını takip ederek denize ulaşıyor. Plajdaki herhangi bir ışık onları yanıltacağı için ölümlerine sebebiyet verir. Soyu tükenmekte olan bu canlıları korumak adına plaj geceleri tamamen kaplumbağalara ve koruyuculara bırakılıyor. En en şaşırdığım olay ise bu kaplumbağalar nereye giderlerse gitsinler Dünya denizlerini gezip tekrar kendi yumurtadan çıktıkları yere, yani doğdukları yere yumurtalarını bırakıyor olmaları. Yeri gelmişken o meşhur fotoğraf var ya hani denize atılan naylon poşeti yiyerek boğulan kaplumbağa, işte onu hatırlatıp devam ediyorum. Yapmayalım böyle, yapana da mani olalım. O sakızları da atmayalım ki kuşların yem sanarak yiyip boğulmalarına sebep olmayalım. Neyse nerede kalmıştım:) İNGİLİZ The Times gazetesi, 6 aylık bir araştırmanın sonucunda İztuzu Plajı’nı, “Avrupa’nın En İyi Açık Alanı” ilan etmiş. Övünülesi bir durum. Bu plajın uzunluğu yaklaşık beş kilometre, altın sarısı kumlara sahip ve dağdan nehir ağzına uzanan, etrafında da hiçbir yapılaşmanın olmadığı ender rastlanan güzellikte bir yer. Gitmeden önce hep bölgeleri araştırırım ve daha bilinçli gezip görmeye çalışırım. Okuduklarımdan aktaracak olursam İztuzu Plajı M.Ö. 226 ya da 227’de gerçekleşmiş büyük Rodos depreminden sonra oluşmuş. Bu depremle Dalyan Çayı’nın yatağı değişmiş, bu sefer kumlar kıyıya sürüklenmiş birikmiş ve incecik kumlar birike birike bu altın sarısı plaj oluşmuş. Tam bir mucize! Buraya karadan da ulaşım mümkün. Aslında hem kanaldan, hem karadan ayrı zamanlarda gitmek harika fikir. Tahmin ettiğiniz üzere karadan ulaşımın olduğu bölge daha sakin, yolculuk da son derece keyifli, dikkatli olunması gerekecek kadar dar ve bol manzaralı(göl, deniz, orman, rengarenk tarlalar).

                      Bakınız insanlara ne kadar ilerlemişler ama su seviyesi nerede :)


                                             





                                           Yumurtalar için bırakılan çelik kafesler

Ne yazık ki denizde hiç Caretta Caretta göremedim :p Eğer siz de göremezseniz hayal kırıklığına uğramak yok. Hemen plajın karayolu ile gidilen tarafındaki Türkiye'nin ilk ve tek Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma, Tedavi, Rehabilitasyon Merkezi ‘ni ziyaret ediyoruz ve Caretta Caretta türü deniz kaplumbağalarını yakından izliyoruuuuuz.

Bahsetmek istediğim bir diğer konu da Kral Mezarlıkları ve en eski yerleşim yerlerinden biri olan Kaunos Antik Kenti. Gezip görmek için karşı kıyıya geçmeniz gerekiyor. Bu antik kentte görülmesi gereken yerler: Akropol (kale ve surlar), şehir surları, antik tiyatro, kubbeli kilise, Palaestra Terası, Tapınak Terası, Roma Hamamı, depo, çeşme binası, Agora, Stoa ve Aphrodite Kutsal Odası, tapınaklar, ölçüm platformu, liman ve mezarlık. Buradaki kazılardan şimdiye kadar çok fazla heykel, süs eşyaları, sikkeler çıkartılmış. Bu antik kent eskiden liman kentiymiş ama şimdilerde çok içeride kalmış, kendi adını taşıyan efsanesi de var: ikiz kardeşlerin karşılıksız aşkları üzerine, ben öyle etkilenip beğenmediğim için paylaşmadım. Sonuçta kardeşler canım onlar :) Kral mezarlıkları ise son derece merak uyandırıcı zamanında nasıl yapılmışlar diye. Işıklandırılmış halleri görülesi. Eski inanışa göre de ne kadar yüksekte olurlarsa Tanrı’ya o kadar yakın olunacağı düşünülüyormuş.

                                                     Kaya Mezarları karşınızda

Burası aynı zamanda bir kuş cenneti. Yaklaşık 180 tür kuşu burada gözlemleyebilirsiniz. Kimi devamlı orada, kimi belli dönemlerde misafir oluyor. Leylekleri ağaçların üzerinde çok sık görmeniz mümkün. Zaten diğer görebileceğiniz kuşların isimlerini ben de bilmiyorum :)

Gezdik yorulduk şimdi cıvıl cıvıl Dalyan sokakların’da tavsiyem kanala yakın bir yerde Mavi Yengeç’in tadına bakmanız. Ya da şimdiye kadar yediğiniz balıkları unutup bir de burada denemeniz :) Dalyan demek balık demek, balıkçılık demek. Balık tutmak ve saklanmak üzere deniz kenarında, koy ve boğazlarda sınırlandırılmış deniz alanı demek. Deneyin derim.

                                              Son fotoğraf karadan gelsin :)

Off gene çok konuştum ben :)

Hoşçakalın..

Yorumlar