GEZİ: Çadır Deneyimi

Milyon yıldızlı otel :)

Ben bu sene ilk kez çadırda kaldım ve tekrar kalır mısın derseniz cevabım kesinlik EVET :) Ben ki; en ufak böcekcikten tutun da çeşitli eklem bacaklılara kadar uzanan geniş bir skalada hayvanlardan korkan ama asla öldürülmeleri taraftarı olmayan Gizem, doğada uyudu. Hem de bir gün, iki gün değil; bildiğin tatili boyunca :)

Öncelikle güzel bir siteden bahsedeyim size. (http://www.kampingturkiye.com/) Yazın siteye kamp yapmak istediğiniz şehri, ilçeyi hatta ve hatta deniz kampı, doğa kampı diye sınıflandırın, o size alternatifleri sunsun. Biz bu sitedeki iki kamp alanına gittik. Biri tahminimden kalabalık ve kötü demiyim de işte eh kem küm biraz farklı çıktı (Muğla - Marmaris Çubucak Orman Kampı). Diğeri ise tahminimden kat kat güzel çıktı (Muğla - Fethiye Han Camping) :)

Çubucak Orman Kampı adı üstünde Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir orman kampı (http://www.cubucakcamping.com/). Son derece ucuz bir yer.(Geceliği 32,5 TL idi sanırım). O yüzden her kesimin ulaşabileceği halkla iç içe bir yer. Haliyle son derece kalabalık. Duyan gelmiş anlayacağınız :) Biz burada sadece bir gece konakladık. Çadırımızı kurduk, mangalımızı yaktık, karanlıkta kaldık :D Meğerse elektrik alabilmemiz için uzatma kablomuz olması gerekiyormuş. İşte her şey iyisiyle kötüsüyle tecrübe diyelim :) Sonuç olarak komşularımız imdadımıza yetişti.




Buradaki herkes sanki aylardır orada yaşıyor gibiydi. Buzdolabı, bez dolap bile kuranlar vardı. Hatta bizim yanımızda kalabalık bir aile vardı ve bildiğin 3 oda, 1 salon ve mutfak yapmışlardı. Jeepleri(!) çadırın önünde, Eskişehir’den gelmişler :D Demek istediğim bu bir yaşam biçimi. Kimi beş yıldızlı oteli seçer, kimi de dediğim gibi milyon yıldızlı oteli. Duşları, tuvaletleri hep bu yaz yenilenmiş. Gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Ayrıca kendi bulaşıklarınızı yıkamanız için yan yana lavaboların olduğu kısımlar yapmışlar. Onlar da iyiydi. Bu kamp alanı çooooook büyüktü ve her şeyi kendin pişir kendin ye tarzındaydı. Temel ihtiyaçlar için kantin, eğlence için masa tenisi vs., bisiklet sürmek için uygun alan, denize karşı oturmak için armutlar, mangal yapmak için piknik alanı, kendi plajı ve bol bol insan vardı :D




Gelelim uyku vaktineeee… Çadırımızın içini bir güzel hazırladık ve yattık. O da ne şıpır şıpır terliyoruz. Çadırın girişini açmıyoruz sinek ya da başka bir şey girmesin diye, daha da çok terliyoruz. Dön dolaş derken uyuyakalmışız. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanmak hem de kendiliğinden tek kelimeyle MÜTHİŞ! Kuş cıvıltıları sabahın o hoş serinliği, çam ağaçlarının kokusu… Hem de bu kadar erken saatte... Saat 7 bile değil ve ben çok dincim. Kafamı uzatmamla dışarıya fark ediyorum ki; herkes güne hazırlanıyor. Sessizlik, huzur... Önce sadece gökyüzüne baktım. Ağaç dalları ve aradan süzülen güneş ışınları şuan  gözümün önünde. Siz görmeseniz de bende şuan koca bir gülümseme mevcut.


Hemen koca minderlerimizi kapıp deniz kenarına gittik Aşkla. Güneş ışınları solumuzdan ufak ufak yayılırken başladık vücudumuzu esnetmeye, gerinmeye. Şehirde yapamadığımız ne varsa burada o kadar kolay ve kendiliğinden oluyordu ki... Bu arada sabah fark ettik ki ben akşam ıslak havlularımızı kurusunlar diye çadırın üstüne sermiştim. Bu yüzden de havalandırmaların hepsini fark etmeden kapatmışım :p Aynı hatayı tekrarlamadan dolayısıyla da bir daha da terlemeden mutlu mesut yaşadık <3 :)






Gelelim ikinci kamp alanımız Han Camping’e <3 Konaklamamızın devamı burada geçti. Öncelikle söyleyeyim Fethiye’de değil Kayaköy’de. Araştırmanız için link de eklendi efendim: http://hancamping.com/ Kamp alanının yolu çok karanlıktı. Virajlı yollar hatta mezarlığın yanından geçen karanlık yollar… Farları da  kapattınız mı tamam artık kamufle oldunuz :D İşte o an tırstım. Keşke otele gitseydik, yaşadık zaten yeterince macera diye söylenmedim mi sandınız yoksa. Yol boyu susmadım :p


Navigasyonla geldik ve karşılaştığımız şey gene karanlık! Arabadan indik dağ başı burası hadi gidelim derken bir de boyutunu göremediğim köpekçik eklendi hav hav. İşte o an kimse gelmeseydi belki de dönüş yoluna girip büyük bir hata yapıyor olacaktık (!) Sadece geç saat olduğu için çadırı kuracağımız yerin lambasını kısa süreli yaktılar. En azından burada elektriğimiz var diye sevindik. Biz de o yorgunlukla benim sorularım eşliğinde uyuduk. ‘Sence etrafımızda ne var?’ ‘Sen de bir kurt uluması duydun mu?’ ‘Başka çadır gördün mü?’ ‘Dağda mıyız?’ ‘Nerdeyiz biiiiiiiiiiz?’ ‘Köpek büyük müydüüüü?’ Sercan son derece rahat ‘Sabah eminim muhteşem bir yerde gözlerini açacaksın’ diye öpüp uyudu.




Sabah aynı kuş cıvıltılarını duyarak uyandım. Aman Allah’ım bu da ne böyle! Asıl ilk kamp deneyimimizi şimdi yaşıyormuşuz :D Dağların arasında, şehrin gürültüsünden, ışığından uzak, geniş bahçe içinde,  bahçedeki meyve ağaçları, büyük meşeler altında sedirler, Kayaköy manzarasına karşı havuz, iki tane minicik köpek, bir de kimseye kendini sevdirmekten hoşlanmayan ama bana izin veren kedicik, horozlar, tavuklar, hamak mı ooOOooO??  Güler yüzlü çalışanlar hem de Balıkesirli, samimi, keyifli bir ortam… Aradığımız yeri sonunda bulduk. Gündüzlerimizi çok fazla kamp alanında geçiremedik hatta itiraf edeyim günün büyük kısmını tekne turlarında ve Ölüdeniz’de geçirdik. Ama eminim tüm günümüzü geçirdiğinizde bile sıkılmayacağımız bir ortam burası. Bu kamp alanı diğerinden hem farklı hem kat kat daha güzel. Hazır yemek yiyebiliyorsunuz ve cafe-bar-wifi mevcut. Yemek demişken ‘Han special’ gerçekten denenmeli. Müzik yayını, kendine ait barı, hamak ve sedirleriyle, havuzuyla şuana kadar iki tane görmüş olsam da gördüğüm en mükemmel kamp yeri NOKTA :)





Yorumlar

  1. Harikaa bir yazi olmuş ellerinize saglik, bende böceklerden korktugum için kamp olayina hep uzak bakmisimdir fakat bu yaziyi okuyunca neden olmasin ki dedim :)) :*** guzel vakitler gecirilebilir. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginize çok teşekkür ederim :)) Benim için çok keyifli bir deneyimdi. Sizi destekliyorum :)))) Böcekler mi? Eminim aklınıza gelmeyecek. Görüşmek üzere...

      Sil

Yorum Gönder